bugün
14.06.2021
Bültenler
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girecek işyeri kira hükümleri (Madde 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354) ve bu hükümlerin mevcut işyeri kira ilişkilerine etkisi.
Sayı:   Tarih  26 Haziran 2020 Cuma

 

I.TARİHÇE:

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(“TBK”)’nun kira sözleşmesine ilişkin dokuz hükmü (323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri), kiracının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle ertelenmişti.

1 Temmuz 2020 tarihine kadar kiracının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, ertelenen konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri, kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmaktaydı.

TBK’nın geçici 2’inci maddesinde düzenlenen erteleme hükmü uyarınca yürürlüğü ertelenen dokuz hüküm 1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

II.1 TEMMUZ 2020 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK TBK HÜKÜMLERİ:

TBK kira ilişkileri bakımından oldukça yenilikçi ve kapsamlı birçok değişiklik yapmış, özellikle kira ilişkilerinde hukuki korumaya ihtiyaç duyan kiracı lehine korucuyu hükümler getirmiştir.  Ticari kira ilişkileri bakımından ise, gerek kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olması gerekse de kiralama konusunun işyeri olması sebebiyle sözleşmenin tarafları arasındaki güç dengesinin mevcut olduğu gözetilerek bu kira sözleşmeleri bakımından ilgili hükümler ertelenmişti.

1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girecek hükümler ve mevcut işyeri kiralarına etkisine ilişkin değerlendirmelerimize aşağıda yer verilmiştir :

1. Kira İlişkisinin Devri (TBK md. 323)

Kira ilişkisinin devrini düzenleyen TBK md. 323 hükmü,

“Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz.

Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur.

İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Şeklindedir.

Kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında bu hüküm ertelenmişti ve devre ilişkin sözleşme serbestisi gereği sözleşmedeki devir hükümleri uygulanmakta, sözleşmede devre ilişkin hüküm yok ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri gereği kiraya verenin yazılı onayı alınmaktaydı.

Maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 1 Temmuz 2020 tarihinden sonra kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, kiraya veren devir için haklı bir sebep olmadıkça yazılı rıza vermekten kaçınamayacak ve kiracı da kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralan ile birlikte kiraya verene karşı müteselsilen sorumlu olacaktır.

2. Kiralananın Sözleşmenin Bitiminden Önce Geri Verilmesi (Erken Tahliye)(TBK md. 325)

Kiralananın sözleşme bitiminden önce geri verilmesini düzenleyen TBK md. 325 hükmü,

Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder.

Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.”

şeklindedir.

Madde esasında kira sözleşmesinin erken feshini diğer bir değişle sözleşme süresine ve fesih dönemlerine uyulmaksızın sözleşmenin feshedilerek kiralananın tahliye edilmesi ve kiraya verene geri verilmesini düzenlemektedir. Söz konusu madde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde Yargıtay’ın benimsediği içtihada paralel bir düzenleme olup buna göre kiracının, kira sözleşmesini erken feshetmesi halinde kira ilişkisinden doğan sorumluluğu kiralananın benzer koşullarda kiraya verileceği makul süre kadar devam edecektir. 

Maddenin kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için ertelendiği dönem için sözleşme serbestisi gereği sözleşmedeki erken fesih hükümleri uygulanmakta, sözleşmede erken feshe ilişkin hüküm yok ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemindeki içtihat gereği hükümleri gereği kira ilişkisinden doğan sorumluluğunun kiralananın benzer koşullarda kiraya verileceği makul süre kadar devam ettiği kabul edilmekteydi.

Maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için kira sözleşmelerinde yer alan erken feshe ilişkin hükümler; maddenin öngördüğü sonuçlardan daha ağır sonuçlar öngörmediği takdirde diğer bir değişle madde hükmüne kıyasla doğurduğu sonuçlar bakımından kiracı lehine ise geçerliliğini koruyacak ve uygulama alanı bulacak, maddenin öngördüğü sonuçlardan daha ağır sonuçlar öngördüğü takdirde sözleşmede yer alan hüküm geçersiz hale gelecek ve 325. madde hükmü uygulanacaktır.

3. Olağanüstü Fesihte Önemli Sebepler (TBK md. 331)

Kira sözleşmesinin olağanüstü şekilde fesihte önemli sebepleri düzenleyen TBK md. 331 hükmü,

“Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir. Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.”

Şeklindedir.

Bu madde ile kira sözleşmesinin kurulması esnasında var olmayan ancak daha sonra ortaya çıkan ve kira ilişkisini taraflar için çekilmez bir hale getiren önemli sebepleri varlığı halinde taraflara olağanüstü fesih hakkı tanınmıştır. 

Esasında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 264. Maddesi de bu hükümle paralel olup mülga Kanun ile TBK arasındaki temel fark bu olağan üstü fesih maddi sonuçları noktasındadır. Mülga Kanunun 264. Maddesi,  kira ilişkisinin çekilmez bir hal alması sebebiyle yapılan olağanüstü fesihlerde, fesheden taraf diğerine tam tazminatla yükümlü olup kira süresinin bir yıldan fazla olması halinde bu tazminat bedeli altı aylık kira bedelinden az olmayacağı hususunu düzenlemekteydi.  TBK’da ise olağanüstü fesih halinde hükmedilecek tazminatı belirleme yetkisi mahkemeye bırakılmıştır.

Maddenin 1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için kira ilişkisinin taraflar için çekilmez bir hal alması sebebiyle yapılan olağan üstü fesihlerde taraflar mülga 818 sayılı Kanun’un 264’üncü maddesinde yer alan parasal sonuçlarda değil, hakimin durum ve koşulları göz önünde tutarak hükmedeceği parasal sonuçlardan sorumlu olacaktır.

4. Bağlantılı Sözleşme Yapma Yasağı (TBK md. 340)

Bağlantılı sözleşmeleri düzenleyen TBK md. 340 hükmü,

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.”

Şeklindedir.

Kira sözleşmesinin geçerliğinin başka bir sözleşmesinin kurulmasına bağlanamayacağına ilişkin kiracı lehine getirilen bu hüküm ilk defa TBK ile düzenlenmiştir.  Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nda buna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktaydı ve tarafların bağlantılı sözleşme yapabilmeleri mümkündü.

Kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için de 1 Temmuz 2020 tarihine kadar tarafların bağlantılı sözleşme yapabilmeleri mümkündür. Ancak 1 Temmuz 2020 tarihinden sonra bağlantılı sözleşme yapma yasağı kapsamına giren bir sözleşmenin imzalanması halinde imzalanan sözleşme geçersiz sayılacak ve kira sözleşmesi ayakta kalmaya devam edecektir.

Ancak mevcut durumda bağlantılı sözleşme kapsamında olan ve kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarına ilişkin sözleşmeler bakımından 1 Temmuz 2020 tarihinden sonra bağlantılı sözleşmesinin geçersizliği konusuna çekinceyle yaklaşmak gerekir. Özellikle AVM kiralarında primleri ortak giderlere yansıtılan sigorta sözleşmeleri ile yan hizmet alımı için yapılan sözleşmeler noktasında önem arz eden bu konunun içtihatlar ile netleşeceğini söylemek mümkündür.

5. Kiracının Güvence Vermesi (Depozito) (TBK md. 342)

Güvence bedelini düzenleyen TBK md 342 hükmü;

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz.

Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir.

Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.

Şeklindedir.

Maddenin yürürlüğü kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için 1 Temmuz 2020 tarihine kadar ertelendiğinden, depozitoya ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmelerinde yer alan hükümler uygulamakta ve sözleşme kararlaştırılan güvence bedelleri sözleşmede kararlaştırıldığı şekillerde kiraya verene verilmektedir. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nda ise güvence bedeline ilişkin bir kısıtlama ve zorunluluk olmadığını eklemek gerekir. 

1 Temmuz 2020 tarihinden sonra kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarına yapılacak kira sözleşmelerinde; para ve kıymetli evrak olarak verilebilecek depozito bedeli üç aylık kira bedelini aşamayacak, verilen depozito bedeli kiracı tarafından kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, vadeli bir tasarruf hesabına yatırılacak, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo edilecektir. Depozito bedelinin maddenin öngördüğü şekilde verilmemesi halinde kiracının, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde güvence bedeli kiraya verenden geri talep edebileceğini söyleyebiliriz.

1 Temmuz 2020 tarihinden önce kurulmuş ve kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarına ilişkin sözleşmeler bakımından daha önce verilen güvence bedellerinin 1 Temmuz 2020 tarihinden sonra TBK md. 342’nin öngördüğü miktar ve şekle uygun şekilde yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini, aksi halde kiracının sebepsiz zenginleşme taleplerini ileri sürebileceğini ve güvence bedeline ilişkin uyuşmazlıkların doğabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

6. Kiracı Aleyhine Değişiklik Yapma Yasağı (TBK md. 343)

TBK md. 343 uyarınca “Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz”.

Mülga 818 sayılı Kanun’da bu hususa ilişkin düzenleme bulunmamaktaydı. İlk defa TBK ile düzenlenen kira hukukunda yer bulan bu düzenleme ile sözleşmesinin kurulmasından sonra, sözleşmede kira bedeli dışında kalan hususlarda kiracı aleyhine değişiklik yapılmasının önlenmesi amaçlanmıştır. 

1 Temmuz 2020 tarihinde sonra kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarına ilişkin sözleşmelerde kira bedelinin belirlenmesi dışında kira sözleşmelerinde kiracının aleyhine değişiklik yapılamayacaktır.

7. Kira Artışı (TBK md. 344)

Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin yürürlükteki TBK md. 344 hükmü;

Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

 Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. …

Şeklindedir.

 

Kira bedelindeki artışın üst sınırı belirleyen bu hükmün yürürlüğü, kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için 1 Temmuz 2020 tarihine kadar ertelenmişti.

 

1 Temmuz 2020 tarihinden önce kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarına kira bedellerindeki artış oranlarına ilişkin herhangi bir sınırlama mevcut olmayıp, kira sözleşmelerinde belirlenen oranlarda artış yapılması mümkündür. Bu konuda meydana gelecek uyuşmazlıklarda ise Yargıtay kira bedelinin tespitinde hak ve nefaset kuralları uyarınca rayiç kira bedeli ölçütlerini esas almaktadır.

 

Bu noktada önemle belirtmek isteriz ki, maddenin 1. Fıkrasında düzenlenen kira artışının  tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemeyeceğine ilişkin düzenleme,  7161 Sayılı Kanun hükmü uyarınca işyerleri kiraları için de 01.01.2019 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Şöyle ki;

 

-   18 Ocak 2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7161 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 56. Maddesi ile TBK md. 344’te düzenlenen kira artış oranı 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “üretici fiyat endeksindeki artış” iken “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile maksimum kira artış oranı 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” olarak uygulanmaktadır.

 

-    TBK’nın yürürlüğü ertelenen hükümleri, 31/3/2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun hükmü ile TBK’ya eklenen geçici 2. Madde ile ertelenmişti. TBK md. 344’te düzenlenen maksimum kira artış oranına ilişkin yukarıda anılan 18 Ocak 2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7161 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 59’uncu maddesi ile ertelemeye ilişkin 6217 sayılı Kanun hükmünde ve dolayısıyla TBK’ya eklenen geçici 2. Madde de değişiklik yapılmıştır. Buna göre; 344’üncü maddedeki tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hüküm, kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında da (59. Maddenin yürürlük maddesi uyarınca) 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren uygulanacaktır.

 

Dolayısıyla gelinen süreçte TBK md. 344’te yer alan kira bedelindeki maksimum artış oranını düzenleyen TBK md. 344 hükmünün kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için 1 Temmuz 2020 tarihinden önce, 1 Ocak 2019 tarihinde uygulanmaya başlamıştır.  Sonuç olarak 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için kira artış oranı, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir.

 

8. Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı (TBK md. 346)

 

Kira ilişkilerinde kiracı aleyhine düzenleme yasağını düzenleyen TBK md. 346 hükmü;

 

Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.”

 

Şeklindedir.

 

Maddenin yürürlüğü kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için 1 Temmuz 2020 tarihine kadar ertelendiğinden bu kira ilişkileri bakımından kira bedeli ve yan giderler dışından getirilen ödeme yükümlülükleri ile, kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde cezai şart ödenmesi veya tüm kira bedellerinin muaccel hale geleceğine ilişkin sözleşme hükümleri uygulamada bir takım sorunlara sebep olduğu gibi bu konuda doktrinde de görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

 

Yürürlüğü ertelenen hükümler yönünden sözleşme serbestisi gereği sözleşmedeki hükümlerin uygulanması, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması kanunla düzenlendiğinden, sözleşmede bu konuda hüküm bulunduğu durumda bu hükümlerin uygulanacağını söylemek Kanun’un lafzına uygun düşecektir. Öte yandan sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde uygulama alanı bulacak 818 sayılı mülga Borçlar Kanun’nun da ise bu konuda bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer taraftan sözleşmede hüküm olsa dahi mülga Kanun dönemi içtihatlarının uygulanması gerektiğini ileri süren bir görüş de vardır. Yargıtay’da bazı içtihatlarında hava parası ve her ne isim altında olursa olsun kira bedelinden fazla para almaya dair anlaşmaların kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olması gerektiği belirtmiştir.

 

1 Temmuz 2020 tarihinden sonra, uygulamadaki bu belirsizlik ve görüş ayrılıkları ortadan kalkarak kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyecek,kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersiz olacaktır.

 

9. Dava sebeplerinin sınırlılığı (TBK md. 354)

 

Dava sebeplerini sınırlayan TBK md. 354 hükmü uyarınca “Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez.”

 

Her ne kadar söz konunu maddenin yürürlüğü kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için 1 Temmuz 2020 tarihine kadar ertelenmişse 1 Temmuz 2020 tarihine kadar uygulama alanı bulan mülga mevzuat hükümleri de bu madde ile paraleldir. Zira mülga mevzuatta da tahliye nedenleri sınırlı şekilde sayılmış olup kiracı aleyhine değişiklik yapılması mümkün değildir. Bu nedenle maddenin yürürlüğü kiracının tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiraları için 1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girmesinin uygulamaya ve mevcut kira sözleşmelerine bir etkisi olmayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

 

Saygılarımızla,

 

 

ENGİN HUKUK BÜROSU

 

“Bu metindeki bilgiler, Engin Hukuk Bürosu tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliğinde değildir.

 

HABERLER
FESİH YASAĞI VE ÜCRETSİZ İZİN UYGULAMALARININ SÜRESİ 30 HAZİRAN 2021 TARİHİNE KADAR UZATILDI

  17 Nisan 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 7244 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’na 17 Nisan 2020 tarihten itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süreyle fesih yasağı ve aynı süre ile işçiye ücretsiz izin verilebilmesine ilişkin Geçici Madde 10 eklenmişti.   Akabinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararl[…]

Yeni Koronavirüs (Covid-19) Nedeniyle Dışsal Etkilerden Kaynaklanan Dönemsel Durumlar Kapsamındaki Zorlayıcı Sebep Gerekçesiyle Yapılan Kısa Çalışma Ödeneği Yeniden Uygulanmaya Başladı

İlk olarak  26 Mart 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na “kısa çalışma uygulamasına ilişkin” eklenen Geçici Madde 23 ile Yeni Koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle kısa çalışma uygulaması başlatılmıştı.   Deva[…]